Hakkımızda Projelerimiz Basın Bildirilerimiz

 

30 OCAK 1999-VAN GÖLÜ'NÜ NASIL BİLİRSİNİZ ?

23 HAZİRAN 1999 BASIN BİLDİRİSİ, Oşinografi Müzesi Direktörü Prof. Dr. François Doumange TÜDAV'ın davetlisi

21 AĞUSTOS 1999-KÖRFEZ DEPREMİ TÜDAV BASIN DUYURUSU (I)

26 AĞUSTOS 1999-KÖRFEZ DEPREMİ TÜDAV BASIN DUYURUSU (II)

KÖRFEZ DEPREMİ TÜDAV BASIN DUYURUSU (III), KÖRFEZ DEPREMİ VE KIYI ETKİLERİ

02 EKİM 1999  ÜNLÜ DENİZ BİLİMCİ DOUMANGE 'NİN ALTINI ÇİZDİĞİ ÖNEMLİ OLGULAR

 

30 OCAK 1999-VAN GÖLÜ'NÜ NASIL BİLİRSİNİZ ?

Bu soruya herkes "İYİ" diye cevap verebilir ama bizce Van Gölü "İYİ" değil . Nedeni ise biraz karmaşık. Gölün ,ekonomik değeri olan, sadece o göle has inci kefali balığının geleceği tehlikede.

İnci kefali , ülkemizin en büyük gölü olan Van Gölü'nde yaşamaya alışmış tek balık türüdür . Çünkü Van Gölü yüksek derecede alkali (PH 9,8), yani sodalı ve tuzlu (tuzluluk %0,19) bir göldür. Bu özellikler göl sularını inci kefali dışındaki balıklar için yaşanmaz bir ortam haline getirmiştir . Sınırlı geçim kaynakları göz önüne alındığında D. Anadolu Bölgesi için inci kefalinin ekonomik değeri biraz daha iyi anlaşılabilir. Ancak stokların kendini yenileyebilme gücüne aldırmadan yapılan bilinçsiz avcılık 1960'larda 600 ton olan istihsali 1990'larda 15.000 tona çıkarıverdi.

Karadeniz balıkçısının bile daha bir kaç yıl öncesine kadar teknelerine dağlar aşırtarak gelip yerli balıkçıyla birlikte avladığı inci kefali öyle çok avlandı ki .. hem de küçük gözlü ağlarla üreme mevsimi olan ilkbaharda, bir kez bile yumurta bırakamadan... Böylesine stok verimliliğine aldırılmadan yapılan avlanma sonunda satılamayan , elde kalan balıklar ise ertesi güne dayanamayacağı için çöplüklere döküldü. Bu kış ise yeni bir sorun daha ortaya çıktı:Denetimsizlikten cesaret alan kimi balıkçılar kendi mevzuatları olan Su Ürünleri Sirkülerindeki yasağı hiçe sayarak bir iç su sayılan Van Gölü'nde trol ve gırgırla avlanmak üzere tekne donatmaya başladılar Sonunda avlanan balık miktarı azalmaya, balık boyları küçülmeye, İnci kefali de tükenmeye yüz tuttu.

Belki hatırlarsınız , geçtiğimiz yılda inci kefali bölgedeki bazı yetkililerin işbirliği sonucu Çin'e gönderilip orada üretilme ihtimali ile karşılaştı . Oysa endemik türlerin yetişme ortamlarından nakli uluslararası anlaşmalarla yasaklanmıştı. Çok şükür başka bazı yetkililer sayesinde bu niyetten vazgeçildi.

İşte bu çarpıklıkları gidermek üzere 100. Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim görevlilerinden Yard. Doç. Dr. Mustafa Sarı , hem bir iç deniz sayılabilecek kadar büyük olan Van Gölü için yeni bir idare planı teklifini, hem de iki yıllık bir avlanma modelini gündeme getiriyor.

Değerli bir bilim adamımız olan Yard. Doç. Dr. Mustafa Sarı göl çevresindeki su ürünlerine yönelik olan çalışmalarıyla, balıkçılar tarafından tanınıp sevilen bir hocadır. kendisi aynı zamanda bir bağışla üniversiteye kazandırılan Türkiye'nin beşinci "Uzaktan algılama yer istasyonu -NOAA-HRPT " ile bölge bazındaki çalışmalarını detaylandırıp uluslararası boyuta taşımaktadır .

TÜDAV, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, Tel: 0216-424 07 72 

ÇEKÜL, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı, Tel: 0212-251 54 44-45

Doğunun İncisi Van Gölü ve Onun da İncisi Kefali ile İlgilenirseniz;

30 Ocak 1999 tarihinde saat 18:00 de İstanbul Üniversitesi Baltalimanı Sosyal Tesisleri'nde Sn. Doç. Dr. Mustafa Sarı "Van Gölü ve gölü kullanmada yeni bir idare modeli " başlıklı bir söyleşi yapacak .

Sizi de bekliyoruz

 

23 HAZİRAN 1999-BASIN BİLDİRİSİ-Oşinografi Müzesi Direktörü Prof. Dr. François Doumange TÜDAV'ın davetlisi

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı tarafından ülkemize davet edilen Monaka Oşinografi Müzesi Direktörü Prof. Dr. François Doumange " Akdeniz'de Kirlenmenin Boyuru ve Tehlikeleri ", konulu bir konuşma yapacaktır.

Prof. Dr. Doumange, 30 yıdır Kaptan Custo'yla birlikte Akdeniz'in korunmasıyla ilgili çalışmalar yapmış olup Monako kraliyet ailesi tarafından desteklenmiştir. Prof. Dr. Doumange, Monako Müzesşnde Direktör olrak görev yapmaktadır.

Tarih: 02.10.1999                         TÜDAV Adına

Yer: Ataköy Marina                     Gaye İLKUS

Saat: 19:00

Kokteyl : 20:00

 

21 AĞUSTOS 1999-KÖRFEZ DEPREMİ TÜDAV BASIN DUYURUSU (I)

Körfez Depremi sonrasında yapılan spekülasyonların en marifetlisi, Körfez içinde volkanik püskürmenin başladığı haberidir. Eline mikrofonu alan genç haberciler yanında, maalesef bu spekülatif haberleri doğrulayan açıklamalar bazı profösör ünvanlı kişilerden gelmiştir.

Körfez Depremiyle ilişkili , Marmara Bölgesi kıyı yönetimi, yerleşim planlaması, deprem uyarı sistemleri ve kriz yönetimi gibi konuları kapsayan geniş bir yazıyı önümüzdeki günlerde kamuoyuna aktarmayı düşünmüştük. Nedir ki halkı da heyecenlandıran bu habere bir açıklık getirmek zorunluluğu doğdu. Bu yazı bölgede kurtarma çalışması yapan sualtı araştırmacılarımızın gözlemleri yanında TV haber verilerinin ışığında hazırlanmıştır.

Yaklaşık 400m. derinliklerde voklanik patlamanıın olduğu veya deniz tabanında bir volkanik aktivite başladığı şeklinde gelişen haberin dayanakları aşağıdadır:

- Balıkçı ağlarının yırtılması
- Denizden bir gürültü ve ışık gelmesi
- Metalik bir curufun volkan mataryali olarak değerlendirilmesi

TÜDAV ve diğer araştırma kurumlarından pek çok araştırmacı, Marmara Denizinde 400 m.' ye kadar görüntülü olmak üzere derin alanlardan aldıkları örnekleri defalarca incelemişler ve bunları yayına dönüştürmüştür. Şimdiye dek Marmara Denizi dibinde volkanik etkinliğe rastlanılmamıştır. Öte yandan volkanik etkinlik sıcak su ve gaz çıkışlarıyla başlar ve sıcak su çıkışlarıyla devam eder. ( Yalova'daki termal sular ise bu kırık hattında yıllardır çıkmaktadır) Volkanik aktivite öyle kolay gelişemediği gibi gelişen bir püskürme kolay durdurulamaz. Körfez içinde böyle volkanik etkinlik yoktur.

Balıkçı ağlarında görülen kayaç volkanik bir kayaç değildir. Bu malzeme, deniz dibindeki çakıllı dip malzemesinin mayın vs. gibi patlayıcılardan dağılan metalik madde tarafınan çimentolanmasıyla oluşmuştur. Ağlar ise oluşan ısıl etkiyle yanmış patlamayla da parçalanmıştır. Deprem ve deprem sonrası yırtılma zonlarında oluşan yanal hareketler ve yüksek basınç buradaki patlayıcıların infilak etmesini sonuçlamış olmalıdır.

Sonuç olarak burada patlayıcı madde ağlara hasar vermiş, ışık saçmış, yüksek ısı etkisiyle dip sedimentleri patlayıcılardan kayaklanan metalik bir materyalle çimentolanmıştır. Bilgilerinize saygılarımızla sunarız.

TÜDAV Deniz Jeolojisi ve Kıyı Yönetimi Araştırma Grubu

Daha fazla bilgi için : Yard. Doç. Dr. Hüseyin ÖZTÜRK

cep:0532 511 92 36, ev: 0216 322 70 98

 

26 AĞUSTOS 1999-KÖRFEZ DEPREMİ TÜDAV BASIN DUYURUSU (II)

Körfez Depremi sonrasında Körfez bölgesinde tsunami yaşandığı ve tsunami dalgalarının kıyıları vurduğu şeklindeki açıklamalar olmuş, konuyla ilgili yabancı uzmanların ülkemize geldiği bildirilmiştir. Bölgede tsunami atraştırmalarının başlamasına neden olan olgular aşağıdaki gibiydi:

-Gölcük başta olmak üzere bu bölgedeki yerleşim alanlarının sular altında kalması,
-Bazı binaların, iskelelerin (Dnz. Kuv. Gölcük İskelesi ) denize doğru sürüklenmesi,
- Bazı görgü tanıklarının ifadeleri

TÜDAV çalışma grubunun Körfez’in güney ve kuzey kıyılarında yaptığı çalışmalar, depremle birlikte kıyıları vuran tsunami dalgalarının gelişmediğini göstermiştir.

Gölcük başta olmak üzere denizin karaları istila etmesinin ana sebebi zemindeki oturmalardır. Zemin, sarsıntı sırasında tanelerin yeniden paketlenmesiyle ve içindeki suları yukarı salmasıyla oturmuş ( boyda kısalmış), otururken yanal yönde de denize illerlemiş, böylelikle denize göre aşağıya inen alanlar deniz sularıyla kaplanmıştır.

Zemin sıvılaşması olarak adladırdığımız bu olay yer yer kitlesel kaymaları da tetiklemiş, deprem bu alanlarda yıkıcı etki gösterirken Gölcük iskelesindeki gibi denize doğru kaymalar olmuştur.

Araştırmalarımıza göre depem sırasında tsunami gelişmemiştir. Zira kıyılarda yıkıcı dalga etknliğini gösteren hiç bir emareye rastlanılmamıştır. Deniz seviyesine inen binaların camlarının kırılmaması, su baskın alanlarında gördüğümüz narin ağaçların hala sular üstünde yüzer oluşu, kıyılara denizden başta kabuklu olmak üzere canlıların saçılmaması bu alanda tusunami gelişmediğinin en önemli göstergeleridir. Öte yandan tsunami noktasal kaynaktan her yöne birden yayılan dalga olduğu için kuzey kıyıları da vurması beklenirdi. Oysa suların baskını bölgesel değil yersel bir olgu olarak görülmektedir. Dolguların denize doğru hızla akmasıyla gelişecek bir heyelan tsunamisi ise kuzeyde Hereke ile İzmit arasında da etkili olacaktı. Halbuki kuzede su baskınları görülmemektedir.

Öte yandan Körfez depremi yanal yönde hareket eden levha sınırında gelişmiştir. Bu tür yanal herektelerde tsunaminin son derece nadir geliştiği de Dünyadaki diğer deprem alanlarından bildiğimiz bir olgudur.

Kamoyonun birlgilerine saygılarımızla sunarız.

TÜDAV Deniz Jeolojisi ve Kıyı Yönetimi Araştırma Grubu

Daha fazla bilgi için :

Yard. Doç. Dr. Hüseyin ÖZTÜRK

Vakıf: 0216 424 07 72, Ev:0216 32 27098, cep: 0532 511 92 36

 

KÖRFEZ DEPREMİ TÜDAV BASIN DUYURUSU (III), KÖRFEZ DEPREMİ VE KIYI ETKİLERİ

Körfez depremi sonrasında körfez kıyılarında yapılan araştırmalar Marmara Denizi’nde olası bir depremin yapacağı kıyı tahbribatının kestirilmesi için bir model olarak görülmektedir. Bu bağlamda, Körfezin kuzey ve güney sahillerinde yaptığımız araştırma sonuçlarını ve Marmara Denizi’inde oluşabilecek depremin İstanbul ve Bursa kıyılarında yapacağı kıyı tahribatını kamuoyuna ve ilgililerin bilgilerine sunmak isteriz

Körfez depremini oluşturan fay, Körfez ile Değirmendere arasında haritalanmış olup, kırık hattı Gölcük Donanma Komutanlığı’ndan sonra Yüzbaşılar önünden denize girmekte ve denizin altında nasıl devam ettiği henüz bilinmemektedir. Hala süren sismik ve batimetrik çalışmalar bu kırığın gidişini ortaya çıkaracaktır. Fayın kuzeye doğru çatallanmalar gösterip göstermediği bir başka ifadeyle İstanbul’u etkileyecek şekilde girişler yapıp yapmadığı şimdilik bilinmemektedir.

Kıyıda su hareketleri
Körfez depremi sonrasında en tatışmalı olguların başında Körfez kıyısında tsunami yaşanıp yaşanmadığı olmuştur. İçinde yabancı tsunami uzmanlarının da olduğu belirtilen bazı araştırmacılar Gölcük ve civarındaki sualtı heyelanları sonucunda körfezin kuzey kıyılarından başlayan 2.6 m. dalgaların Körfez kıyılarını vurduğunu ifade etmişlerdir.Yaptığımız çalışmalar gerek kuzey kıyılarda gerekse körfez genelinde bir tsunami yaşanmadığını göstermiştir. Bununla birlikte özellikle düşey atımların egemen olduğu fay bölgelerinde yersel su hareketleri de yaşanmış görülmektedir.

Son derece sığ ve sınırlı su hacmine sahip Körfez içindeki bu olgu önemsiz görülmekle birlikte Marmara gibi derin ve geniş su kitlesine sahip alanlardaki depremle birlikte gelişecek su hareketi etkisinin onlarca kat daha fazal olacağı açıktır. Bu bağlamda Körfez Depremi su seviyesi değişimleri, Marmara depremiyle oluşabilecek su seviyesi değişimleri için kısmen de olsa bir model oluşturmaktadır.

Tsunami olgusu veya kıyıları vuran dalgaların gelişip gelişmemesi herşeyden önce depremi oluşturan fayın niteliğine bağlıdır. Gölçük ile Körfez arasında faylar üzerinde yaptığımız araştırmalar güney kıyıda yersel olarak düşey yönde hareket eden kırıklarla ilgili 10 metreye varan çökmeler olduğunu göstermektedir. Güney kıyılardaki bu çökmeler sonucunda kuzey kıyıdaki sular hızla bu alana, güneye hareket etmiştir (Şek. 1). Deprem anında kuzeyde Tütünçitlik- Derince sahillerinde hızlı su seviyesi düşümü yaşanmış, su seviyesi yaklaşık 4m. düşmüş, 3 - 10 metre boyundaki küçük tekneler kıyıya oturmuştur. Bir kaç sn. içinde ise su seviyesi eski konumuna dönmüş, hatta kısa bir süre için eski konumunu 20 cm. aşmıştır.

Gölcük ve Değirmendere kıyılarında gördüğümüz su seviyesindeki yükselmeler yer yer 5 metreye varmış, suların geri dönüşünde dolgu ve alüvyon gibi bazı tutturulmamış maddeleri denize çekmiştir. Özellikle Gölcük ve Seymen arasındaki kıyı kesiminde toplam atımı 10 metreye varan normal faylar nedeniyle kıyı çökmüş ve sular altında kalmıştır. Bu çöküntü alanlarında deniz suyuyla temasta olan evlerin camlarının kırılmaması ve bu alandaki narin bitkilerin sular altında ve üstünde örselenmemiş olması, bu bölgede şiddetli bir kıyı baskını yaşanmadığını göstermektedir. Çökme ve karaların sular altında kalmasıyla su bilançosundaki eksiklik Körfeze Marmara Denizi’nden giren sularla tamamlanmış,bu süreçte akıntı artmış ve körfezde bir kaç gün izlenilen eskiye göre daha berrak deniz suyu görülmüştür. 

Marmara Fayının Olası Hareketi ve İstanbul KıyılarınıBekleyen Tehlikeler

Marmara içinde önemli iki kırık bulunmakta ve bu kırıkların olası hareketleri ise düşey yönde beklenmektedir. Körfezde yaşananları bir model olarak aldığımızda Marmara Denizi içindeki kırklardan kuzeydekinin hareketi kuzey sahilde, güneydekinin hareketi ise güney sahilde su seviyesi yükselimini sonuçlayacaktır. Oluşacak su seviyesi değişimi ise iki unsura bağlıdır. Bunlardan birincisi kırılma sırasında oluşacak düşey atımların miktarı, ikincisi ise kırığın boyudur. Kırılma uzun ve Marmara’yı katedecek bir düzeye ulaştığında bütün kıyı kesimleri su hareketinden eşit miktarda etkilenecektir. Marmara Denizi’ndeki derin su sütünu ve görece genişiliği nedeniyle oluşacak kıyı da baskınları 10 metre yüksekliğe erişebilecek ve kıyılar düz alanlarda yüzlerce metre su baskınına maruz kalacaktır. Sınırlı bir şelf alanı içermesi nedeniyle kuzey kökenli kırılmalarla kuzede daha şiddetli su baskınları olacaktır. İstanbul’ u etkileyen tarihi depremler sırasında surları da yıkan tsunami gelişimi bildirilmektedir. Böylesi bir tsunami varlığı Marmara Denizi’ndeki Kuzey Anadolu fay sistemine ait kuzey kolun hareketiyle ilişkili gelişmiş olmalıdır.

İster güneyde ister kuzeyde olsun, Marmara Denizi’nde depremle birlikte oluşacak su baskınları kaçınılmaz görülmektedir. Kıyı planlamaları ve yönetimi bu olguya göre ele alınmalıdır. Öte yandan kıyıların sularla istilası deprem sonrası kriz yönetimi için de son derece önemli görülmektedir

Bilgilerinize sunarız.

Daha Fazla Bilgi İçin :

Yard. Doç. Dr. Hüseyin ÖZTÜRK 0532 511 92 36 

Ev: 0216 322 70 98

 

02.EKİM.1999  ÜNLÜ DENİZ BİLİMCİ DOUMANGE 'NİN ALTINI ÇİZDİĞİ ÖNEMLİ OLGULAR

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV)'ın davetlisi olarak ülkemize gelen Prof. Dr. François DOUMANGE, Ataköy Marina'da ve İstanbul Üniversitesi açılış etkinlikleri çerçevesinde Su Ürünleri Fakültesi'nde birer seminer vermistir.

Monaca Oşinografi Müzesi direktörü olan Prof. DOUMANGE, Kaptan Cousteau'nun ölümünden sonra bu görevi yürütmektedir. 100'ün üzerinde bilimsel makalesi ve 9 basılı kitabı bulunan Prof. Doumange 'ın "Akdeniz'de Biyolojik Çeşitlilik ve Korunması " konusundaki semineri yoğun ilgi ile karşılandı.

Doumange konuşmasında küresel ısınma ve bunun okyanuslardaki mercan resifleri üzerindeki olumsuz etkiye dikkat çekmiş, denizlerin akciğerine benzettiği mercan resiflerinin deniz suyunun ısınmasına bağlı olarak giderek yok olduğunu belirtmiştir. Denizde kritik su sıcaklıklarında yaşayan mercanların küresel ısınma ile ilişkili deniz suyunun ısınmasıyla yaşam koşullarının giderek ortadan kalktığını belirtmiştir.Araştırmacı küresel ısınma ve değişen atmosferik ritm ve ilişkili kuvvetli akıntıların mercan yataklarını parçalayıp ortadan kaldırdığını ifade etmiştir.

Konuşmacıya göre Cebelitarık Boğazı ve Süveyş Kanalı yoluyla sürekli yeni türlerin katılımına sahne olan Akdeniz, bu özelliklerinden dolayı hiç bir zaman dengeli bir sisteme sahip olamamıştır. Sisteme en son katılan insan etkisi de ne yazık ki olumsuz yöndedir ve Akdeniz'in hızla kirlenmesine neden olmaktadır.

Doumange Akdeniz'in en önemli problemlerinden birinin kanalizasyon ve diğer kaynaklardan ortama giren organik madde yükleri olduğunu belirtmiş ve deniz suyundaki deniz oksijeni tüketen bu yüklerin kontrol altına alınması gerektiğine işaret etmiştir.Eğer Akdeniz bu hızla kirletilmeye devam edilirse yaklaşık olarak 40-45 yıl sonra Batı kesimi, 60 yıl sonra da doğu kesiminde oksijensiz su kütlesi ortaya çıkacak ve bu durum denizde biyolojik yaşamı olanaksız hale getirecektir.

TÜDAV gelecek yılda konusunda tanınmış uzmanları ülkemize davet ederek bilgiyi paylaşacaktır.

 

Bildiri 1997 ] Bildiri 1998 ] [ Bildiri 1999 ] Bildiri 2000 ] Bildiri 2001 ] Bildiri 2002 ]

Bildiri 2003 ] Bildiri 2004 ] Bildiri 2005 ]

Ana Sayfa ] Yorumlarınız ] Site Haritası ] About us ] TÜDAV' a İlişkin ]

 

 

Bu sayfa ile ilgili tüm soru ve yorumlarınızı  admin@tudav.org adresine bekliyoruz.
Sayfanın son yenilenme tarihi: Ağustos
26, 2004