![]() |
|
|||||
|
02 OCAK 2000-VOLGANEFT HAKKINDA BASIN DUYURUSU 09 Mart 2000 UZUN BALİNA (Balaenoptera physalus) İstanbul'a Geliyor 11 Mart 2000 TÜDAV IMO'DA BOĞAZLARDAKİ EKOLOJİK SORUNLARI ANLATTI 10 Nisan 2000 TÜDAV BASIN BİLDİRİSİ ÖLÜDENİZ ve CİVARININ ÇEVRESEL SORUNLARI MASAYA YATIRILIYOR 5-7 MAYIS 2000 BODRUM'DA EGE'NİN GELECEĞİ TARTIŞILIYOR .... ÖLÜDENİZ KORUMA EYLEM PLANI ÇALIŞMALARI BAŞLADI TÜDAV - ÖLÜDENİZ KORUMA EYLEM PLANI PROJESİ İLK DÖNEM
ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI A CLOSING BIOLOGICAL CORRIDOR FOR THE BLACK SEA..... CASPIAN PIPELINE CONSORSIUM IS A DEADLY THREAT TO UNIQUE ECOSYSTEM OF THE MEDITERRANEAN BASIN
15.07.2000 Son iki aydır Küçükçekmece Gölü'nün rengi yeşile dönmüş, bu durum halkın Marmara Depremi açısından kaygılanmasına sebep olmuştur. Zira, 17 Ağustos Depremi öncesi de gölün rengi yeşillenmişti. Bazı uzmanlar ise, maalesef olayı anlamadıklarından televizyon aracılığı ile bu olguyu beklenen deprem için potansiyel belirtilerden biri şeklinde yorumlamışlardır. Kamuoyunun gereksiz endişelenmesine yol açan bu durum karşısında TÜDAV Küçükçekmece Gölü'nde ki yeşillenme ile ilgili bir basın duyurusu yapma gereğini duymuştur. Küçükçekmece Gölü, çevresindeki bütün yerleşimlerin kanalizasyon ve diğer atıklarını boşalttıkları ileri derecede kirlenmiş bir göldür. Bu göle yüksek oranda giren organik kirleticiler (C, N, P ) sıcakların artması ve rüzgarla birlikte oksijenlenmeyle göle yeşil rengini veren fitoplanktonların hızla gelişmesini sonuçlamaktadır. Göle yeşil rengini veren de göldeki bu yüksek düzeye erişen mikroskobik bitkisel canlılardır. Her sene yaz boyunca tanık olduğumuz bu yeşillenme, ortamın ileri düzeyde kirlendiğinin açık bir göstergesidir. Bu olayın ise bir deprem belirtisi ile asla ilgisi yoktur. Aslında TÜDAV merkezine denizcilerden, dalgıçlardan gelen bazı ihbarlardan sonra, bundan üç ay önce, deprem verilerinin sivil toplum kuruluşları aracılığıyla depolanması ve bu verilerin Valilik afet merkezine iletilmesi amacıyla bir çalışma başlatılmış, TÜDAV'ın çağrısına Jeoloji Müh. Odası İstanbul Şubesi ile Jeofizik Müh. Odası İstanbul Şubesi olumlu cevap vermiştir. Hem depreme ait verileri kaybolmayacağı, hem de halkın gözlemlerini direk olarak aktaracağı bu ağ ileriki günlerde genişletilerek çalışmalarına başlayacaktır. Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız. 02 OCAK 2000-VOLGANEFT HAKKINDA BASIN DUYURUSU Bu basın duyurusu, VOLGANEFT adlı nehir gemisinin Marmara Denizi’nde lodos sonucu ikiye bölünmesi nedeniyle TÜDAV araştırmacılarının olayın ilk gününden beri yaptıkları çalışmaların sonuçları ve mevcut durumun değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır.
TÜDAV Marmara Denizi eylem planının uygulanması için ilgili kurumlar nezdindeki baskı yapmaya ve bu kurumlarla işbirliğine devam edecektir. Saygılarımızla, 30.12.1999 tarihinde İstanbul Florya açıklarında ikiye bölünerek çevreye 800 ton petrol akıtan Volganeft gemi kazası aşağıdaki konuları gündeme getirmiştir: 1) Volganeft gemisi denizcilikle ilgili uluslararası sözleşmelere uygun değildir. Kaptan da sözleşmelere uymamıştır. Gemide teknik donanım yetersizliği söz konusudur. (İlgi STWC 73/78, SOLAS, MARPOL) 2) Kuruluş yasasıyla görevlendirilmesine rağmen Çevre Bakanlığı, bu konuda ACİL MÜDAHALE PLANI hazırlamamıştır. Dolayısıyla kazadan sonraki ilk 24 saat içinde yapılması gerekenler ihmal edilmiş, ilk temizleme çalışmasını sadece SİVİL vatandaşlar ve üniversite gönüllüleri yürütmüştür. 3) Olaydan ancak 7 gün sonra örgütlenerek müdahaleye başlayan Anakent Belediye Başkanlığının çalışması bilimsel ön hazırlık eksikliği ve öncelikli hassas alanların tespit edilmemiş olması nedeniyle yetersizdir. 4) Petrol, Küçük Çekmece Lagünü'nü bu sulak alandaki kuş ve balık geçidinin en yoğun olduğu bir dönemde kirletmiştir. Benzer bir kirlenme Büyük Çekmece Gölü'nü etkilerse, gölden temin edilen içme suyu da kullanılamaz hale gelir. 5) Burada sayılan ve sayılmayan tüm olumsuzluklar sonucu gemideki 1700 ton petrolün 900 tonu çekilmiş ama 800 tonu doğal çevreye yayılmılştır. Bunun anlamı, bölgede yaşanacak yaklaşık 40 yıllık bir doğal çöküntüdür. Yukarıdaki açıklamaların ışığında bakıldığında, zararı en aza indirecek gerekli ön hazırlıkların, bu görevle yükümlü kılınmış kurumlarca gerçekleşt,rilmediği ortaya çıkmaktadır. DOLAYISIYLA DENİZLERİMİZİN KORUNARAK KULLANILMASINI HEDEFLEYEN DENİZ VAKFI ( TÜDAV ) KAMUSAL BİR SORUMLULUK DA ÜSTLENEREK İLGİLİLERE BİR CEZA DAVASI AÇMIŞTIR. 11 ŞUBAT 2000-BASIN AÇIKLAMASI, VOLGANEFT 248 Bu açıklamamız "VOLGANEFT 248" adlı geminin kırılması, yükünün denize akması ve büyük bir çevre kirliliği doğması olaylar zinciriyle ilgilidir. 29/30 Aralık 1999 günlerinde fırtınanın ve büyük olasılıkta gemi kaptanının basiretsizliğinin etkisiyle "VOLGANEFT 248" adlı gemi önce karaya oturmuş ve sonra ikiye bölünmüş; büyük bir çevre kirliliğine neden olmuştur. Bu olayla ilgili olarak Vakfımız, 3 Ocak 2000 günü Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'na 2000/80 sayıyla başvurmuş ve: 1- Gemi Kaptanı; hakkında, Savcılıkça işlem yapılmasını istemiştir. Vakfımızın başvurusunu değerlendiren Bakırköy C. Savcılığı, olay yerini gözönünde tutarak dosyanın Küçükçekmece C. Savcılığı'na gönderilmesine karar vermiştir ve dosya 14 gün sonra Küçükçekmece'ye gelebilmiştir. Küçükçekmece C. Savcılığı, dosyanın incelenmesinden sonra, olayla ilgili olarak -Vakfımızın istemi doğrultusunda- bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiştir... vermiştir ama, zamanı savcılık kararıyla durdurmak mümkün olmadığı için bir yandan -bazı çabalara rağmen- çevre kirlenmesi yayılırken, bir yanda da "katil geminin yüzmekte olan yarısı" sökülmek üzere, yedekte Aliağa'ya (İzmir) götürülmüştür!!! Bizim zihnimize takılan şu soruların, kamu'nun da cevabını merak ettiği sorular olduğunu sanıyoruz. 1- Gemi, üzerinde Savcılıkça oluşturulan bir bilirkişi incelemesi yapılmadan niçin söküm için Aliağa'ya gönderildi? 2- Savcılık, bilirkişi incelemesinde üzerinde suç kanıtları araştırılacak "yarım-gemi" nin götürülmesine ve sükülmesine izin verdi mi? 3- "VOLGANEFT 248", uluslararası sefer yapan gemilerin tabi olduğu uluslararası kurallara (SOLAS, LL, STCW gibi kısaltmalarla anılan sözleşmelere) uygun nitelik miydi? 4- Adı geçen geminin yol açtığı çevre kirlenmesinin -bir ölçüde olsun- giderilmesini sağlayacak bir tazminat alınabilecek mi? Alınabilecekse kimden? Alınamayacaksa neden? 5- Türkiye'nin, benzer kazaların önlenmesi ve özellikle doğan vahim sonuçların acil müdahale ile bir ölçüde giderilmesi için planı/programı var mıdır? Böyle planlamalar üzerinde çalışıyorlar mu? TÜDAV'bu konu üzerindeki duyarlılığı ve varoluşunun temel nedeni olan "deniz çevresini esirgeme" çabaları kararlılıkla sürecektir. TÜDAV Başkanı Prof. Dr. B. ÖZTÜRK 09.03.200 UZUN BALİNA (Balaenoptera physalus) İstanbul'a Geliyor. Geçtiğimiz hafta içinde bir balina Adana-Yumurtalık sahilinde ölü olarak bulundu. Yapılan ilk incelemeler bu hayvanın 11 m uzunlukta, dişi ve yavru bir Uzun balina; B. physalus olduğunu göstermektedir. Balina Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) ve İstanbul Üniversitesi tarafından incelenmek üzere, Yumurtalık Kaymakamlığı ve Çukurova Üniversitesi’nin yardımlarıyla İstanbul’a nakledilmektedir. TÜDAV tarafından yerinde yapılan ilk incelemeler sonunda yavru balinanın annesini kaybedip besinsiz kalması sonucu öldüğü tahmin edilmektedir, ancak kesin bilgiler alınan örnekler üzerinde yapılacak analizler sonucu belirlenebilecektir. Anne bireyin ölmüş olabileceği de düşünülmektedir, dolayısıyla yakın bölgede bir başka ölü balinanın bulunması da olasıdır. Uzun balina Akdeniz havzasında yaşayan balinaların en büyüğüdür. Merkezi ve batı Akdeniz’de sık, doğu Akdeniz’de ise daha seyrek olarak gözlenir. Yeni doğan yavrular 6,5-7 m. boyda olurlar, güney yarımkürede yetişkinler 27 m., kuzey yarımkürede ise 24 m. boya ulaşabilirler. Dişiler erkeklerden biraz daha iri olurlar. Yetişkin bireylerin ağırlıkları 45-45 ton arasında değişebilir. Kuzey yarımkürede yaşayan bireylerde cinsel olgunluğa 16-17 m. boyda iken ulaştıkları ve yaşam sürelerinin yaklaşık 40 yıl olduğu bilinmektedir. Uzun balinaların dünyadaki dağılımı incelendiğinde heriki yarımkürede kutuplardan ekvator dairesine kadar bütün okyanuslarda yaşadığı görülür. Genellikle açık denizlerde görülmekte olup kıyıya yakın derin sularda da gözlenirler. Genellikle 2-7 bireyden oluşan küçük gruplar oluştururlar. Bir araştırmaya göre 10-12 m. boya ulaşana kadar anneden süt emdikleri bildirilmiştir. Yetişkin bireylerin besinlerini ise başlıca, küçük omurgasız canlılar ve pelajik balık sürüleri ile mürekkep balıkları oluşturur. 250-300 m derinliğe dalabilirler. Yoğun olarak avlanan Mavi balina stoklarının azalması sonucu avcılık Uzun balinalara yönelmiş ve 1970’li yıllara kadar avcılığı yapılmıştır. Korunması gerekli türler listesinde olup, yakın gelecekte nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalma riski bulunmaktadır. Türkiye sularında daha önce farklı zamanlarda karaya vuran iki uzun balinadan biri Ankara Doğa Tarihi Müzesi’nde bulunmaktadır. 1999 Şubat’ında Dilek Milli Parkında karaya vuran diğer birey ise TÜDAV’ın katkılarıyla Kuşadası Belediyesi'nde sergilenmektedir. Balinadan alınacak örneklerde parazitik ve virütik analizler, toksik kontaminant analizleri, DNA analizi, yaş tayini, morfometrik ölçümler vs. analizler yapılması planlanmaktadır. Bu şekilde kesin ölüm nedeni de ortaya çıkacaktır. TÜDAV-Deniz Memelileri Araştırma Grubu 11.03.2000 TÜDAV IMO'DA BOĞAZLARDAKİ EKOLOJİK SORUNLARI ANLATTI 6-10 Mart tarihlerinde Uluslararası Denizcilik Örgütü toplantısında, İ.Ü. ögretim üyesi ve TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk 110 ülkenin temsilcisine Türk Boğazlarındaki çevre sorunlarını anlattı. Dışişleri Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı'nın girişimiyle üye ülkeler Prof. Öztürk tarafından hazırlanan raporda, Boğazlardaki kazalar ve ekolojik sorunlar Tankerlerin oluşturduğu çevre sorunları İndipendenta Kazası ( 1979 ) Nassia Kazası ( 1994 ) Volganeft Kazası ( 1999 ) Boğazlardaki petrol kirliliği Gemi kazalarının Karadeniz ve Ege Denizi'ne verdiği olumsuz etkiler anlatıldı. IMO üyelerine verilen bu bir haftalık brifing Türkiye'nin Boğazların kirlenmesine olan duyarlılığı olarak nitelendiriliyor. Bunu yanında IMO Uluslararası Denizcilik Örgütü toplantısında Prof. Öztürk üye ülkelere aşağıdaki konularda ayrıntılı bir dosya sundu. *Türk Boğazlarının petrol kirlenmesinden etkilenmesi sonucu ekolojik sistemdeki bozulmalar ve bunun getirdiği sorunlar. *Boğazlardaki kazalar balıkçılıkta azalmalara neden olmuştur. *Boğazlardaki kazalarda petrol seviyesi dünya standartlarının üzerindedir. (konsantrasyon olarak) *Boğazdaki katı atıkların ( kıyıya vuran ) % 26'sı transit geçen gemilerdendir. *Boğazlardan geçen tankerler Marmara ve Karadeniz'e istenmeyen canlılar taşımaktadır. Taraklı meduz bunların en sonuncusudur. 26 tür canlı tankerlerin balast sularıyla Karadeniz'e girmiştir. *Gemilerden suya geçen Antifauling boyalar (zehirli boya) deniz canlılarında üreme ve büyüme bozuklukları oluşturmaktadır. *Türk Boğazları petrol trafiğinden olumsuz etkilenmektedir. 10 Nisan 2000 ÖLÜDENİZ ve CİVARININ ÇEVRESEL SORUNLARI MASAYA YATIRILIYOR Akdeniz' in en güzel kıyı alanlarının başında gelen ve yoğun bir turizm baskısı altında bulunan Ölüdeniz ve yakın civarıyla ilgili çevresel sorunların ve çözüm yollarının irdeleneceği bir Koruma Eylem Planı başlatılıyor. TÜDAV tarafından yürütülecek projede amaç denizlerin sürüdürülebilir kullanımı ve sürdürülebilir turizmin sağlanması. Hedef, Ölüdeniz'in ekonomik ve ekolojik açıdan gelecek kuşakların da istek ve beklentilerine cevap verebilmesi ve kirlenmenin önlenmesi. İlk iş olarak TÜDAV ( Türk Deniz Araştırmaları Vakfı) , Ölüdeniz Belediyesi Başkanlığı, Muğla Valiliği, Fethiye Kaymakamlığı, yerel halkı ve turizimciler biraraya gelerek projeyi tanıtacaklar. Proje sonunda ise, Ölüdeniz ve çevresine ait Koruma Eylem Planı oluşacaktır. Projenin genel çerçevesi Muğla Valisi Sayın Lütfi Yiğenoğlu , Vali Yardımcısı A. Haydar Küçük, Fethiye Kaymakamı Cengizhan Atasoy , Ölüdeniz Belediye Başkanı , Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri , turizmciler ve halkın katılacağı toplantıyla kamuoyuna sunulacaktır. Söz konusu toplantı 15 Nisan 2000'de saat 10:00'da Ölüdeniz Lykia World tesislerinde yapılacak olup tüm ilgilenenler davetlidir. TÜDAV 5-7 MAYIS 2000 BODRUM'DA EGE'NİN GELECEĞİ TARTIŞILIYOR .... TÜDAV Ege Denizi ve Ege adaları konusunda uluslararası bir sempozyum düzenlemektedir. Sempozyumda amaç; Ege Denizi ve Ege Adaları sorununu hukuki, tarihi, jeolojik, çevre ve balıkçılık boyutlarıyla tartışmaktır. Bilindiği gibi Ege Denizi sadece Türkiye ve Yunanistan tarafından paylaşılan bir denizdir. Bu deniz tarih boyunca bu iki ulusun ilişkilerinde önemli roller oynamış ve oynamaya devam edecektir. Örneğin, Ege Denizi'nde kara sularının sınırlandırılması, Kıta sahanlığı, Egemenliği tartışmalı ada ve adacıklar, hava sahası gibi sorunlar genelikle ilişkilerimizi belirlemektedir. Bu sorunların hakça ve adaletli olarak çözülebilmesi iki ülkenin ve halkın yararınadır. TÜDAV, bir gönüllü kuruluş olarak Ege Denizi'nde iki ülkenin anlaşmazlık konularını bilimsel bir platformda tartışmak ve test etmek amacıyla saygın bilim insanlarını, diplomatları ve uzmanları bir araya getirerek Ege Denizi ve Adalar sorunun çözümüne ışık tutmayı amaçlamaktadır. Sempozyum Bodrum'da ISIS Otel'de yapılacak olup yurtdışından ve yurt içinden yaklaşık 100 uzman Ege Denizi'nde balıkçılıktan, denizlerin korunmasına, kardak adasının hukuki durumundan, Ege adalarının jeofizik oluşumu ve evrimine kadar bir çok konuyu 5-7 MAYIS 2000 tarihleri arasında tartışmaya açmaktadır. Sempozyuma katılan uzmanlar arasında Uluslararası Deniz Hukuku mahkemesinin yargıçları da bulunmaktadır. Bu yargıçların toplantıya davet edilmeleri Türk tezlerinin anlatılması açısından da büyük önem arz etmektedir. TÜDAV, Denizlerdeki ulusal hak ve menfaatlerimizin korunması ve bunların dünya kamuoyunda gündeme getirilmesi yanında, Türkiye'yi çevreleyen denizlerin korunması konusunda da yoğun çaba göstermektedir. Ege Denizi de son yıllarda hızla kirlenen ve canlı kaynakları hızla azalan bir denizdir. Vakfımız, Ege Adalarının biyolojik çeşitliliğinin korunması yönünde önemli adımlar atmaktadır. Bunların başında Gökçeada'da oluşturduğumuz deniz parkı gelmektedir. Bu parkta nesli azalan deniz canlılarının korunması planlanmaktadır. 30.05.2000 ÖLÜDENİZ KORUMA EYLEM PLANI ÇALIŞMALARI BAŞLADI Bilindiği gibi, Ölüdeniz Ülkemizin en güzel yörelerinden birisidir. Ölüdeniz Dünya'da da çok tanınmaktadır. Yabancı konuklar Ölüdeniz'de tatillerini büyük bir keyifle geçiriyorlar. Turizm, yörenin en önemli iktisadi faaliyeti. Ama Ölüdeniz, çevre kirlenmesi tehlikesi ile karşı karşıya.. Önlem alınmazsa bu güzel yöre kirlenecek, çirkinleşecek ve özelliklerini yitirecek... Konuklar, temiz yerleri Ölüdeniz'e tercih edecekler. Basınımız Ölüdeniz'de çevre kirliliğinin başladığı konusunda gerekli uyarısını yapmıştır. Yörede yaşayanlar, kamu görevlileri, iş sahipleri çevre sorunun önem ve acileyetini algıladılar ve Muğla Valiliği, Fethiye Kaymakamlığı, Fethiye Belediye Başkanlığı, Ölüdeniz Belediye Başkanlığı, Yörenin sivil toplum örgütleri ve Yörenin Turizimcileri biraraya geldiler. Ölüdeniz'in kirlenme sorunlarını kendi aralarında tartıştılar, bu konuyu bilen kişi ve kurumlara danıştılar. Dayanışma halinda bilimsel bir araştırmanın parasal kaynağını yarattılar. Ve Ölüdeniz'i çevre kirliliğine karşı koruyacak uzun vadeli eşsiz bir çalışmanın başlangıcını yaptılar. Bu çalışma programı çerçevesinde TÜDAV (Türk Deniz Araştırmaları Vakfı) tarafından, Ölüdeniz ve çevresi için bir Koruma Eylem Planı hazırlanmaktadır. Bu çalışma 3-4 aylık bir sürede bilim adamlarından oluşan bir ekip tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu planda, çevre kirliliğinin kaynakları belirlenecek, önümüzdeki 10 yıllık dönemde çevre kirliliği yaratan atıkların boyutları tahmin edilecektir.. Bu dönemde kirlenmeye engel olmak için alınması gereken önlemler, kurulması gereken tesisler, yapılması gereken yatırımlar belirlenecektir. "Koruma Eylem Planı" çalışması başlamıştır. Gerekli yatırımların yapılabilmesi, altyapı tesislerinin (kanalizasyon, katı atık toplama, sintine suyu toplama vb) kurulabilmesi için devamlı ve istikrarlı bir finasman kaynağı sorunu da aşağıdaki şekilde çözülmüştür. Bu çalışmanın, örgütsel ve bilimsel olgunlaştırılmasının yanı sıra uygulanabilmesini sağlamak için devamlı ve istikrarlı bir finasman kaynağı Muğla Valiliği tarafından bulunmuştur. Ölüdeniz Kumburnu Mevkii'nin yönetim ve denetimi talebi üzerine Orman Bakanlığı tarafından Muğla Valiliği'nin emrine verilmiştir. Bu karar olumlu bir karar olup zira Kumburnu, konum ve kullanım biçimi olarak nazik bir alandır.Kumburnu önü ayrıca çevre gezi teknelerinin durak yeridir. Ve mutlaka bir kamu otoritesinin yönetim ve denetiminde temiz, bakımlı ve çağdaş biçimde işletilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, Kumburnu'nun, Muğla İl Özel İdaresi'ne bağlı olarak kurulacak bir işletme şirketine aktarılması, böylece çağdaş bir işletme standardının sağlanması mükemmel bir çözümdür. Bütün bu çalışmaların Devletimiz (Muğla Valiliği ve Fethiye Kaymakamlığı), Yerel Yönetimlerimiz (Fethiye ve Ölüdeniz Belediyeleri) ve Sivil Toplum Örgütlerimiz tarafından büyük bir işbirliği ve dayanışma halinde ele alınması son derece sevindirici bir olaydır. Ölüdeniz'i çevre kirliliğine karşı koruma çalışması kısa ve uzun dönemli önlemleri içeren örnek bir çalışma olacaktır. Çünkü Devlet, Yerel Yönetimler, Sivil Toplum Kuruluşları ve Turizm İşletmecileri tek bir konu etrafında kenetlenmiş durumdadır. Bu ortamın yaratılmasında en büyük pay şüphesiz, Devlet'imizin Muğla Valiliği'dir. Bu aşamada belirlenen önlemlerin uygulanabilmesi için kamu otoritesi ve kamu oyunun sağ duyulu ve aktif desteğine ihtiyaç bulunmaktadır. Saygılarımızla , Prof. Dr. Bayram ÖZTÜRK TÜDAV Başkanı TÜDAV - ÖLÜDENİZ KORUMA EYLEM PLANI PROJESİ İLK DÖNEM ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI Eşsiz doğal güzellikleriyle Ölüdeniz Bölgesi ve Lagünü son yıllarda kaldırma kapasitesini aşan turizm baskısına maruz kalmış, başta denizel ortam olmak üzere kıyı zonunda ciddi ölçüde bozulmalar ve kirlenmeler meydana gelmiştir. Bu noktada valilik belediye ve sivil toplum kuruluşları Ölüdeniz havzasındaki sorunlarının belirlenmesi, çözüm yollarının saptanması üzerine TÜDAV'la ortak bir çalışma başlatmışlardır. Ölüdeniz Koruma Eylem Planı Projesi çalışmalarına Mayıs ayında başlanmış, Aralık ayında bitirilmiştir. Koruma eylem planının hazırlanması süresince: 1. Ölüdeniz kıyı zonunda ve kara alanındaki araştırmalarda kirlenmenin ve bozulmanın boyutları ve mevsimsel seyri belirlenmiştir. Bu sürede başta denizdeki köpüklenme sorunu olmak üzere, organik kirleticiler ve kaynakları araştırılmıştır. Lagünde sığlaşma problemi bakteriyolojik kirlenme, atıksu arıtımı ve yönetimi konularında yaşanan sorunlar belirlenerek atıksu arıtımı ve projelendirilmesine yeni öneriler getirilmiştir. 2. Proje süresince çevresel sorunlara karşı kitle duyarlılığının oluşturulması amacıyla İngilizce - Türkçe broşürler ve posterler basılmış, yapılan çalışmalar geniş bir kitleye tanıtılmıştır. Plajlara ve yol güzergahlarına projeyi tanıtan levhalar dikilmiş, oluşturulan standlarda projeyle ilgili yerli ve yabancı turistlere bilgiler verilmiş, fikirleri alınmıştır. Çevreci diğer kuruluşların desteği ile temiz kıyılar etkinliği düzenlenmiş günlük tur teknelerinin uğrak alanlarında plaj temizliği kampanyaları sürdürülmüştür. 3. Proje süresince, valilik, kaymakamlık, belediye ve sivil toplum kuruluşları ile sürekli iletişim halinde olunmuş, pek çok toplantı yapılmış, yaşanan bazı sorunlar karşısında bu kurumlar anında bilgilendirilmiştir. Proje çalışanları Ölüdeniz beldesindeki ilköğretim okullarda denizlerin korunması ve sürdürülebilir kullanımı üzerine söyleşiler yapmışlardır. Yukarıda tanıtılan araştırma ve izleme çalışmaları, Ölüdeniz Beldesi'nde henüz yıkım aşamasına gelmemiş çevresel sorunların, kıyı yönetiminde yeni bir şekillenme ve atıksu arıtımı ve yönetiminde merkezileşmeyle önüne geçilebileceğini ortaya çıkarmıştır. Bu iki konu Ölüdeniz Koruma Eylem Planı'nın ana hedefini oluşturmaktadır ve bu sorunlarla ilgili TÜDAV'ın çözüm önerileri proje sonuç raporunda yer almaktadır. Deniz biyologları, kimyagerler, su ürünleri, jeoloji ve çevre mühendislerinden oluşan proje grubu, projenin ilk aşamasını tamamlamış olup önümüzdeki yıllarda çalışmalara devam edecektir. Ölüdeniz Koruma Eylem Planı projesine maddi manevi desteklerinden dolayı, başta Muğla Valiliği olmak üzere Fethiye Kaymakamlığı'na, Fethiye ve Ölüdeniz Beldesi Belediyesi Başkanlıklarına, Ölüdeniz Turizm Geliştirme Koop. Yöneticilerine ve Lykia World'e teşekkür ediyoruz.
A CLOSING BIOLOGICAL CORRIDOR FOR THE BLACK SEA..... TURKISH MARINE RESEARCH FOUNDATION (TUDAV)
TUDAV is a foundation established two years ago by acedemicians and ecologists located in Istanbul. Turkey has a special interest in the protection of the Black Sea for various reasons. Among those, two are: it has the longest coastline in the region and the highest number of inhabitants. Its ultimate goal is to contribute to the restoration of the ecosystem of the Black Sea for present and future generation. Currently, fisheries has collapsed in the Black Sea. Sturgeon, sword fish, thon fish, mackerel and blue fish are almost extinct. Only a few individuals of the Mediterranean monk seals and cetaceans are left. The dolphin population has also declined drastically. Special protection needs to be ensured for the recovery of anchovy stock through banning its catch for the next three years by the six coastal countries. However, there is a need to support the fishermen and their families during this transition process through several measures messures such as the establishment of a special fund. Furthermore, at least two areas need to be declared as specially protected areas for in-situ protection. Another factor is that the Turkish Straits System (Istanbul Starit, Marmara Sea and Canakkale Strait) determines the crucial change in the water exchange of the Black Sea. The renewal of the waters of the Black Sea is uniquely dependent on the Turkish Straits System, as is the biological diversity od species, in particular those originating from the Atlantic and Mediterranean. The Istanbul Strait is the narrowest marine waterway that exists in the world and is a unique biological corridor for the Black Sea ecosystem. Therefore, the protection of the Turkish Straits system is crucial for the protection of bouth the Mediterranean and the Black Sea. In recent years, the Straits have been under severe threat of pollution originating from domestic sewage, industry and agriculture within the wider Black Sea Basin. Therefore, countries of the basin, especially those in the upstream, need to take action in its protection. this responsibility stems not only from their contribution to the pollution in the past, but also from the fact that they are the major source of pollutants today. Sea traffic in the Straits has been continuously increasing. The 45,000 vessels that passed through the Straits in 1996 posed a great risk for pollution, human and urban safety. 295 vessel accidents occurred between 1982-1994. For example, the Nassia accident in 1994 resulted in 20,000 tons of oil to spill directly in the sea which caused a long term ecological catastrophe for the biota. Due to the impact of tle low self-cleaning capacity of the shores, bays and beaches were covered with oil and pitch. Istanbul is a city of world cultural heritage, with a population over 12 million inhabitants. Hence, tanker traffic should not be increased any further. TUDAV is strongly opposed to the transportation of oil and other dangerous substances through the Turkish Straits based on serious ecological and human concerns.
SAVE THE BLACK SEA, TURKISH STRAIT SYSTEMS AND MEDITERRANEAN SEA FROM THE NEW DANGER
CASPIAN PIPELINE CONSORSIUM IS A DEADLY THREAT TO UNIQUE ECOSYSTEM OF THE MEDITERRANEAN BASIN Brief information on the Project: Caspian Pipeline Consorsium (CPC) was found in 1992 by the Governements of Russian Federation, Kazakhistan and Oman Sultane for 1500 km long pipline construction in order to transport crude oil from Kazakhistan and Caspian Sea through Russia to terminal on the Black Sea coast near Novorossysk. In CPS shares are the followings: Russia -24%, Kazakhistan-19%, Oman-7%, USA company Chevron-15%, Lukoil Russia-12%, Mobil USA -7,5%, Rosneft/Shell (Rusia-Nederlands) -7.5%, Agip (Italy)-2%, British Gas Great Britain -2%,Kazak oil-1.75%, Orix (USA)-1.75%. Primary pipeline capasity is 28 mln tons crudeoil Per year, up to 2014 it is planned to increase up to 67 mln tons Per years. Actual situation: CPS pipeline terminal is supposed to construct Russian Black Sea costs. The reason why this most dangerous for fragile Black Sea coastline was chosen among other areas is the it's costs:it's less expensive. Therefore, The alternatives to this project are to be developed . Turkish Strait system also one of the world's fragile and unique ecosystem due to it's roles bariere, corridore and acclimisation mediterranean ecosystem. Oil spill main denger in this area. Plus, Istanbul strait one of the difficult waterways for the tankers. Briefly, the construction of special port for middle asia oil is an additional threat for the Black Sea, Turkish Strait Systems, Thus it endangers all the countries situated at the Black Sea coasline. As it is very well known, Black Sea is a semi closed sea and any oil spill or tanker accident there will lead to serious consequences. Turkish Marine Research Foundation is opposed to the project. We are not willing to save oil giants money througth nature destruction. We ask Black Sea Coastline countries population for support in saving Black Sea and straits from the new danger. The CPC project development according to the harmful for nature plan suggested controverses principes of "Strategic Action Plan for the Rehabilitation and Protection of the Black Sea " signed in Istanbul, Turkey, October 30-31. 1996 by the governements of Russian Federation, Turkey, Romania, Bulgaria, Georgia and Ukrain. Mentioned that. "In marine and coastal areas, and in particular in wetlands, new conservation areas shell be designated and the protection of existing conservation areas enhanced. ın drafting their National Biological Diversity strategies, Black Sea states shall take into consideratino the integrity of the Black Sea system by, for example, designating conservation areas which are or regional significance." FOR FURTHER INFORMATION.: TURKISH MARINE RESEARCH FOUNDATION
|
|||||
Bu sayfa ile ilgili tüm soru ve yorumlarınızı
admin@tudav.org adresine bekliyoruz.
|