Hakkımızda Projelerimiz Basın Bildirilerimiz

ULUSAL KITA SAHANLIĞI KOMİSYONU KURULDU

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı İşbirliğiyle Kurtarılan Balinanın Öyküsü
KURUTULAN TUZLA GÖLÜ'NÜ NE YAĞIŞLAR NE DE DENİZ BAĞLANTISI DOLDURABİLDİ
TÜRK DENİZ ARAŞTIRMALARI VAKFI BASIN AÇIKLAMASI ORKİNOS İŞLETMELERİNİN POTANSİYEL ÇEVRE SORUNLARI
Adana sahilinde ölü bulunan Uzun Balina (Balaenoptera pyhsalus) hakkında
BOĞAZLAR SEMPOZYUMU SONRASI BİLGİ NOTU

 

 

 

 

 

 

 

ULUSAL KITA SAHANLIĞI KOMİSYONU KURULDU

Kıta sahanlığı konusu uzun yıllardan beri deniz bilimleriyle uğraşan değişik disiplinlerden uzmanlar için çalışma konusu olmuştur. Diğer yandan, kıta sahanlığı konusu ülkemizin Ege Denizi'ndeki hak ve menfaatlerinin korunması açsından yşamsal önem taşır.

TÜDAV, bu konudaki boşlukları doldurmak, önümüzdeki günlerde gündeme taşınacak olan Ege Denizi'ndeki deniz kullanımı ve paylaşımı sorununa hazırlıklı olabilmek, bu konuda görüşler üretebilmek ve bunu uluslararası alanda sunabilmek için deniz hukukçuları, tarihçiler, hidrograflar, deniz jeologları ve jeofizikçileri, deniz biyologları ve balıkçılık uzmanlarından oluşan 6 kişilik komisyon kurmuş ve çalışmalara başlamıştır.

Çalışmada ilk olarak bu konuda yapılan yurt içi ve yurt dışı araştırmaların derlenmesi, gözden geçirilmesi ve toplanması planlanmıştır. 2001 sonunda ise yapılan çalışmaların irdelenerek 2002 için yeni hedeflerin koyulması öngörülmektedir.

TÜDAV'ın bu konudaki insiyatifi tamamen " Teknik analiz ağırlıklı olup politik bir boyut içermemektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

24.06.2002


TÜDAV BASIN BİLDİRİSİ

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı İşbirliğiyle Kurtarılan Balinanın Öyküsü


20 Haziran 2002 tarihinde Fethiye Gemile Koyu ve Beş Adalar civarında (36.32.01Kuzey - 28.59.33 Doğu ) Kılıç balığı ağlarına Kaşalot ( Physeter catodon ) türü bir balina takılmıştır. Balinanın alt çenesi ve kuyruk kısmına takılan sürükleme ağının, 1380 sayılı su ürünleri yasasına göre kullanımı yasaktır.

Balinanın bu halini gören, doğaseverlerin ve dalgıçların kurtarma denemeleri maalesef başarısız olmuştur. Balinanın boyunun 12 m olması, kurtarmaya katılan teknelerinin ise küçük ve donanımsız olması başarısızlıkta ana etken olmuştur. Bu kurtarma çalışmaları içinde yer alan dalgıçlardan CENK ERKANLI aynı gün vakfımızı arayarak yardım talep etmiştir. Bunun üzerine, TÜDAV yetkilileri Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Şubesiyle irtibat kurmuş ve ortak operasyon talebinde bulunmuştur. Bu talebi kabul eden Deniz Kuvvetleri, TÜDAV'ın koordinasyonundaki, kurtarma çalışması için DEĞİRMENDERE romorkörü tahsis etmiştir. Böylece, DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI BİR GÖNÜLLÜ KURULUŞA İLK KEZ GEMİ TAHSİSİ EDEREK BİR BALİNANIN KURTARILMASINA KATKIDA BULUNMUŞTUR.

Görüşmeler bitirildikten sonra TÜDAV uzmanları yanlarına genetik inceleme, otopsi - biopsi kitleri, ses kayıt aletleri gibi ekipmanları alarak, 21 Haziran günü İstanbul'dan uçakla Fethiye'ye hareket etmişlerdir. 22 Haziran sabahı saat 08:00'de TÜDAV uzmanları ve SAT komandoları denize açılmış, SAT komandoları ve TÜDAV uzmanlarının uyumlu çalışmasıyla balina vücuduna dolanan ağlardan özenle temizlenmiştir. Kurtarılan dişi balina üzerinde bilimsel araştırmalar yapılmış ve hayvanın sağlıklı olduğu anlaşılmıştır. Balinaya EGE ismi verilmiş, açık denizlere kadar takibi yapılmıştır.

Balinalar, hem ulusal, hem de uluslar arası yasalarla ülkemizde koruma altındadır. Kaşalot ise Akdeniz'den Saros Körfezi'ne kadar olan bölgede genellikle Mayıs-Temmuz ayları arasında görülmektedir. Kılıç balığı avcılığında kullanılan sürükleme ağlarının balina yanında, yunuslar ve deniz kaplumbağalarına da zarar vermektedirler. Bu nedenle bu avcılık tekniği yeniden gözden geçirilmelidir.

Bilindiği gibi, TÜDAV iki yıl önce de Adana Karataş'ta karaya vuran uzun balinayı İstanbul'a getirmiş, gömdükten sonra iskeletini toplayarak sergilemiştir.

TÜDAV, başta Amiral Sn. Feyyaz ÖĞÜTÇÜ olmak üzere Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na, Güney Deniz Saha Komutanlığı'na, Aksaz Üs Komutanlığı'na, Sahil Güvenlik Komutanlığı yetkilileri ile Cenk Erkanlı, Dr. Ecber Çıra, Mehmet Avcı ve Aylin Mcarty'e destek ve yardımlarından dolayı teşekkür eder


TÜDAV BASIN DUYURUSU

KURUTULAN TUZLA GÖLÜ'NÜ NE YAĞIŞLAR NE DE DENİZ BAĞLANTISI DOLDURABİLDİ

Haziran 2001' de Tuzla Gölü'nün kuruması kamuoyunda deprem habercisi olarak ilgi çekmiş, TÜDAV gölün kurumasına neden olarak İSKİ' nin yaptığı Pendik-Tuzla tünelini ve dere kanallamasını göstermişti. Bunun üzerine ise İSKİ, aşırı kuraklık nedeniyle gölün kuruduğunu belirten bir basın açıklaması yapmıştı.
Tuzla Belediyesi'nin, gölün denizle bağlantısını kurması sonucu göl kısa süreli olarak dolmuştu. Bu süreçte İstanbul Valiliği'ne bir durum raporu sunan vakfımız, göl kıyılarının giderek tuzlanacağına dikkat çekmiş, göl kıyısında tarım yapanların bu süreçten olumsuz etkileneceğini belirtmişti.
Bir yılı geçen zaman, vakıf çalışmalarımızın haklılığını İSKİ' nin ise inkarcı yaklaşımını ve haksızlığını göstermiştir. Göl Eylül 2002 tarihi itibariyle de kurudur. İSKİ, göl kıyısında yeraltı suyunu kaybeden ve tuzlanmasına neden olarak halka verdiği zararı karşılamalı, gölün neden ve nasıl kuruduğuna ilişkin gerçekleri açıklamalıdır.
Saygılarımızla.


TÜDAV

 

 

 

 

 

 

 

TÜRK DENİZ ARAŞTIRMALARI VAKFI BASIN AÇIKLAMASI
ORKİNOS İŞLETMELERİNİN POTANSİYEL ÇEVRE SORUNLARI

Ülkemizde son zamanlarda kurulmaya başlanan Orkinos çiftlikleri konusu kamuoyunu meşgul etmektedir. Bu konuda çıkan haberlerin bir kısmı yanlış, bir kısmı teknik ayrıntılardan yoksun, bir kısmı ise gerçeği yansıtmaktadır.

Orkinos çiftlikleri Akdeniz’deki bir çok ülkede bulunmaktadır. Örneğin; İspanya, Hırvatistan, Malta, Fas gibi. Amaç, bu balığın yetiştiriciliğini yaparak daha iyi fiyatla satışının sağlanmasıdır. Türkiye yetiştirme işine en son başlayan ülkelerden biridir. TÜDAV UYGUN ÇEVRE KOŞULLARININ YERİNE GETİRİLMESİ HALİNDE ÜRETİMİ ARTIRMAK VE BALIKÇILIĞI GELİŞTİRMEK AMACIYLA KURULACAK ORKİNOS ÇİFTLİKLERİNE KARŞI DEĞİLDİR. Ancak;

Kurulacak bölgenin turizm bölgesi olması nedeniyle genel görünüm ve estetik açıdan, deniz ulaşımını etkileme, biyolojik çeşitliliğin etkilenmesi, orkinos stoklarındaki azalma riski, bazı türlerin ortamdan kaybolması veya tam tersi dominant hale gelmesi, doğal türlere hastalık taşınma riski ve genetik etki, işletmede kullanılacak kimyasalların ( antibiyotikler, antifouling boyalar, vb. ) etkisi gibi konulara yatırımcıların veya izni veren devlet kurumlarının açıklık getirmesi zorunludur. Şimdiye kadar bu konuda sağlam verilere dayanan herhangi bir bilgilendirme yapılmamıştır.

Bu nedenle, yatırımcının, Assos’ ta kurulacak işletmede kullanılacak yemlerin su kolonuna etkisi; Hipernutrifikasyon nedeniyle ötrifikasyon, plankton kompozisyonunda değişimler, alg patlaması riski, doğal su sirkülasyonunu bozma , su kalitesinin bozulması ve ÇED boyutunu da içerecek şekilde kamuoyuna doğru, açık ve acil bilgi verme zorunluluğu bulunmaktadır.

Assos’ ta yapılan inceleme sonucu; yukarıda beklenen olumsuz etki yanında; çapalama ve kafes altı bölgelerindeki mevcut deniz çayırları ( Posidonia oceanica ) alanlarının tahribi, sedimantasyon oranında artış ve organik zenginleşme kaçınılmazdır. Kaldı ki bu çayırlar hem koruma altında hem de denizlerin en zengin yaşam alanlarıdır.

Yukarıda kısaca değinilen etkiler genel olarak kafes balığı işletmelerinin ortaya çıkardığı çevresel etkilerdir ve bütün Akdeniz için geçerlidir. Tarım ve Orman Bakanlığı bu etkilerin çipura ve levrek balığı üretiminde ortaya çıkması nedeniyle kıyılara yakın bölgelerde uygulanan kafes işletmelerini açık deniz kafes işletmeciliğine yönlendirmekte ve çevresel etkileri minimize etmeye çalışmaktadır.

Kurulan işletmenin kafes altı su derinliği her ne kadar 50 metre civarında olsa da, söz konusu koyun özel konumu gereği çapalama sisteminin ve yemlemenin deniz çayırlarının yaşam alanlarını etkilemesi kaçınılmazdır. Kafeslerin kıyıdan 600 metre uzakta olması aynı şekilde kıyısal alanın olumsuz etkilenmesini önleyemez. Bu nedenle açık deniz ve açık deniz kafeslerinin tercih edilmesi çevresel bozulmayı azaltabilir.

Dünyanın her yerinde çağdaş işletmeler yerel halkın onayını alarak başarılı olurlar. Kurulacak işletmenin yerel halkın geleneksel balıkçılık kaynaklarını azaltmaması , sürdürülebilir ve halkın taleplerini göz ardı etmemesi gerekmektedir.

Saygılarımızla,

TÜDAV BASIN BİLDİRİSİ

Adana sahilinde ölü bulunan Uzun Balina (Balaenoptera pyhsalus) hakkında

07 Mayıs 2002 tarihinde Adana'nın Yumurtalık sahilinde ölü olarak bulunduğu öğrenilen balinaya Türk Deniz Araştırmaları Vakfı uzmanlarınca 08 Mayıs 2002 tarihinde otopsi yapılmıştır. Yapılan incelemede balina türünün dişi bir uzun balina bireyi ( Balaenoptera physalus) olduğu saptanmış ve boyu 13.30 metre olarak ölçülmüştür. Denizciler söz konusu balinayı 10 gün kadar önce denizde canlı olarak gözlediğini belirtmişlerdir.
Balinaya yapılan dış incelemelerde pek çok ektoparazite rastlanmıştır. Hava sıcaklığının da etkisiyle hayvanın kas dokusu ve iç organlarında büyük ölçüde bozulma ve kokuşma tesbit edilmiştir. Mide açılarak incelenmiş, tamamen boş olduğu gözlenmiştir. Morfometrik ölçümlerle birlikte, hayvandaki parazitlerin belirlenmesi için parazit örnekleri ve hangi populasyona ait olduğunu anlamak üzere DNA analizi için genetik örnekler alınmıştır.
Bu genç dişi bireyin bölgede yalnız gözlenmiş olması, midesinin boş olması, genel olarak zayıf görüntüsü ölüm nedeninin beslenme yetersizliği olduğunu göstermektedir. Alınan örnekler üzerinde çalışmalar sürmektedir.
Bilindiği gibi aynı türe ait bir balina 1999 yılında yine bu bölgede karaya vurmuş, ve TÜDAV uzmanları tarafından İstanbul'a getirilerek otopsisi yapılmıştı. Balinanın kaba eti sıyrıldıktan sonra gömülmüş, daha sonra çıkartılmış ve kemiklerin birleştirme işlemi yapılmıştı. Bu balina iskeleti halen Deneme Bilim Merkezinde sergilenmektedir.


 

 

 

 

 

 

 

BOĞAZLAR SEMPOZYUMU SONRASI BİLGİ NOTU

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı ( TÜDAV ) tarafından düzenlenen “ Uluslararası Denizcilikte Kullanılan Boğazlar ” konulu sempozyum, İstanbul, Ataköy Marina’da 16 – 17 Kasım 2002 tarihlerinde gerçekleşmiştir. Dünyanın değişik bölgelerinde bulunan tehlikeli ve dar boğazların uzmanlarını bir araya getiren, gerek bilimsel ve gerekse de ülkemizin stratejik bir konusunu işleyen sempozyum amacına ulaşmıştır. Toplantı 2 gün sürmüş ve toplantı sonucunda uluslararası ulaşımda kullanılan boğazların gemi kazalarıyla ilişkili kirlenmeden korunması için gerekli işbirliği olanakları araştırılmış ve görüş alışverişinde bulunulmuştur.

Toplantıda, Dünyanın değişik boğazlarında meydana gelen kazaları azaltmak için ortak çaba göstermek, bu konuda ulusal ve uluslararası kuruluşları uyarmak, boğaz ülkelerinin sorunlarını Dünya gündemine getirmek için ortak çaba harcanması gibi konular da tartışılmıştır. Toplantıya Cebelitarık Boğazı, Danimarka Boğazı, Türk Boğazları, Kerç Boğazı, Kore Boğazı, Hürmüz Boğazı ve Otranto Boğazına kıyı veren ülkelerin tanınmış uzmanları katılmışlar ve konularında sunumlarını yapmışlardır. Ülkemizde ilk kez yapılan bu tür geniş ve tanınmış uluslararası şahsiyetleri bir araya getiren toplantı tehlikeli yük taşımacılığının ve boğazlardan petrol geçişlerinin önlenmesi ve azaltılması için alınması gerekli tedbirler gibi konuları da tartışmaya açmıştır.

Toplantının ilk günü olan Cumartesi günü Uluslararası Deniz Dibi Otoritesi’nin Genel Sekreteri Büyükelçi Satya N. Nandan uluslararası denizcilikte kullanılan boğazların hukuki rejimlerini genel anlamda ifade etmiş, sonrasında Danimarka Boğazı’nın hukuki statüsünü Ghent Üniversitesi’nden Prof. Eddy Somers anlatmıştır. Danimarka Boğazı’nın çevresel sorunları ise Hamburg Üniversitesi’nden Prof. Rainer Lagoni tarafından takdim edilmiştir. İngiltere Krallığı etrafındaki boğazlar ise Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi’nde ( ITLOS ) yargıç olan David Anderson tarafından anlatılmıştır. Cheju Boğazı’nın hukuki rejimi de Kore Deniz Harp Okulu’ndan katılan Prof. Hyun-soo Kim ile irdelenmiştir. Kerch Boğazı’nın uluslararası hukuki statüsü St. Petersburg Üniversitesi’nden Profesör Alexander Skaridov tarafından anlatılmıştır. Hürmüz Boğazı Brüksel Üniversitesi’nden Prof. Erik Franckx ve Tahran Üniversitesi’nden Dr. Ahmed Razavi tarafından sunulmuştur. Rijeka Üniversitesi’nden Profesör İgor Vio Otranto Boğazı’nın, Hawaii Üniversitesi’nden Jon Van Dyke ise Cebelitarık Boğazı’nın hukuki rejimini anlatmıştır. Türk Boğazları ise Doğuş Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Dr. Mesut Hakkı Caşin tarafından anlatılmıştır. Dar boğazlardaki güvenli denizcilik konusu ise Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Genel Sekreteri Kaptan Cahit İstikbal tarafından ve boğazlar için kullanılan VTS Sistemleri ise Dr. Sıtkı Ustaoğlu tarafından incelenmiştir. İstanbul Boğazında meydana gelen kazalar ve bunların simülasyonu da Boğaziçi Üniversitesi’nden Gün Evren Gören tarafından anlatılmıştır.Türk Boğazlarındaki petrol kirliliği sorunu ise İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kasım Cemal Güven tarafından izah edilmiştir. Deniz Temizliği Ltd. Şirketi’nden katılan Mehmet Kemerli ise İstanbul şehrinin petrol kirliliği kontrolü noktasında hazır olup olmadığını irdelemiştir. İstanbul Boğazı’ndaki balıkçılık sorunu ise İstanbul Üniversitesi ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’ndan Ayaka Öztürk tarafından anlatılma imkanı bulmuştur.

Sempozyumun 2. günü olan 17 Kasım 2002 Pazar günü uluslararası uzmanların ve basının da katılımıyla İstanbul Boğazı’nda teknik bir gezi yapılmış ve boğazın gerçek mağdurları, başta balıkçılar ve yerel halk olmak üzere, kirlenme, gemi kazalarının balıkçılığı ve turizmi olumsuz etkileyen yönleri tartışılmıştır. Sivil halkla yerli ve yabancı uzmanların karşı karşıya getirildiği ve deniz trafiği - sosyal yaşam ilişkisinin Dünyanın diğer boğazlarla karşılaştırılması temelinde yabancı uzmanlara sorular yöneltilmiş, özellikle deniz trafiğinin balık avcılığına ve petrol kirliliğinin de göçmen balıklara etkisi, balıkçılara tazminat ödenmesi gibi hususlar Anadolu Kavağı’nda Balıkçılar Derneği’nden Sn. Necdet Altınbaş ve Avukat Sn. Raşit Güzey tarafından uzmanlara sorularak bu konuda yadım ve destek istenmiştir.

Toplantıya çevre İl Müdür ve Yardımcısı, Kıyı emniyeti , denizcilik şirketleri sahipleri, Deniz Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik personeli, değişik üniversitelerin mensupları, öğrenciler, konuyla ilgili dernek ve vakıflardan ilgililer katılmışlardır. Toplantı kitabı yayınlanmış olup TÜDAV’dan edinilebilir.




Bildiri 1997 ] Bildiri 1998 ] Bildiri 1999 ] Bildiri 2000 ] Bildiri 2001 ] [ Bildiri 2002 ] Bildiri 2003 ] Bildiri 2004 ] Bildiri 2005 ]

Ana Sayfa ] Yorumlarınız ] Site Haritası ] About us ] TÜDAV' a İlişkin ]  

 

Bu sayfa ile ilgili tüm soru ve yorumlarınızı  admin@tudav.org adresine bekliyoruz.
Sayfanın son yenilenme tarihi: Ağustos 26, 2004