![]() |
|
||||||
|
İstanbul Limanlarında Balast Suyu Çalışması TÜRKİYE DENİZLERİNE GİREN YABANCI TÜRLER İÇİN BİZİMLE İŞBİRLİĞİ YAPIN.. DENİZEL YABANCI TÜRLER NEDİR ? Yabancı türler, normal habitatları yada yerli ülkeleri dışında yerleşmiş
olan, bir şekilde denizlere taşınmış yerli olmayan türlerdir. Denizel
ortam içerisinde yabancı türler genellikle en fazla liman, marina ve akuakültür
yapılan bölgelerde daha çok insan aktivitesinin yoğun olduğu alanlarda
bulunurlar. İstilacı türlerin biyoçeşitlilik üzerine tehdidinin, habitat
kaybından sonra ikinci sırada olduğu düşünülmektedir ve bazı ekosistemlerde
şimdiden yabancı türler, yerli türlere göre sayıca üstün durumdadır. YABANCI TÜRLER NASIL DAĞILIR ? YABANCI TÜRLERİN YAYILIŞ HIZININ DÜŞÜRÜLMESİ YABANCI TÜRLERİN YAYILIŞ HIZLARI ŞU ŞEKİLLERDE DÜŞÜRÜLEBİLİR : TÜDAV 'A NASIL YARDIM EDEBİLİRSİNİZ ! Not : Caulerpa taxifolia (Katil yosun, ismi bu bitkiye
yakışmamakla birlikte) örnek alma amaçlı bile koparılmamalıdır çünkü koparılan
ve dağılan parçalar yeni koloniler oluştururlar.
Wanted
It is a beautiful fluorescent green seaweed with a characteristic "creeping" stem called the stolon. The name "Caulerpa" refers to this feature. In Latin, "Caulos" means "axis" and "erpa" comes from a verb meaning to creep. This stolon can measure over 1m in length and is fixed to the bottom by the "roots", or rhizoids. The stolon bears "leaves", or fronds, covered in needless or pinnules. These long fronds, often exhibiting extensive ramifications, are 5 to 65 cm in lenght and resemble those of certain conifers such as the Yew (in Latin, yew = Taxus and leaf = folia, whence the name taxifolia given to the seaweed). " Can I handle it? " "Should I pull it up? " You can touch the seaweed without risk to yourself, but there are laws and guidelines (that have been adopted by France and Spain and by international organizations) banning or recommending against the harvesting, sale or transportation of Caulerpa taxifolia. The harvesting and uprooting of the plant are delicate operations that should only be undertaken with proper authorization (because any handling increases the risk of dissemination and makes policing the contaminated area more difficult). Take care! Do not help Caulerpa taxifolia to spread! Do not contaminate new areas! A fragment of the seaweed can survive for more than a week out of water in a warm, damp place (anchor well of a boat, rolled up fishing net, scuba diving bag or equipment). Once released in the sea, it will again start to develop. Unless we are all extremely vigilant, no site is safe from contamination It is all too easy to transport this seaweed unwittingly from already colonized sites to other areas. This explains how Caulerpa taxifolia has managed to spread by leaps and bounds, sometimes jumping a distance of several hundred kms, and why it is that it is generally found at anchorages, in ports or in fishing areas. If you have accidentally picked up fragments of this seaweed, do not throw it into the sea. Put it in a bag and put it in a dustbin when you go ashore. It is important to phone us and let us know: To date, more of 90 % of known Claulerpa locations have been reported by divers, yachtsmen or fishermen. If we are to monitor the progression of this seaweed and thus be in a position to devise effective strategies to control and combat its spread, we need your assistance. Known locations are indicated on the map in this brochure. It would be particularly helpful if you can give the research scientists the following information: exact location and depth of your observation, type pf substrate (sand, rock, Posidonia meadows, etc.) and approximate surface area occupied by the plant.
A seaweed unlike any other Accidentally introduced into the sea in Monaco in 1984, the green tropical seaweed Caulerpa taxifolia spread rapidly along the Mediterranean coast. It possesses certain unique characteristics (resistance to the cold, gigantism, vigour of development, density, ecological dominance, etc.) that have never before been observed in tropical populations of this kind or in other seaweeds introduced into the Mediterranean. All the stable substrates (rock, sand, silt, Posidonia meadows) can b colonized. All types of bottom, especially from 3 to 40 m, can be invaded. Caulerpa has even been observed in summer, alive and well established, thought in lo density, as deep as -99 m. It is to be found both in good quality water and in polluted harbours, on rocky headlands exposed to waves and in sheltered bays. Although more discreet in winter, Caulerpa taxifolia never altogether disappears: it can survive for a few days at 7oC and for 3 months at 10oC. It starts growing again when the water rises above 15oC. Its development and its survival in the Mediterranean thus have nothing to do with the global warming of the seas or the climate. And what is more, no winter, however rigorous, will make it disappear altogether.
The spread of this permanent vegetal meadow continues from year to year until it has covered all the available bottom area. Little by little, it dominates or eliminates the other seaweeds and affects the Posidonia meadows. The fauna too undergoes profound changes, especially the fixed species (Gorgonia, sponges, etc.) and small mobile fauna (e.g. sea urchins). This new dominant plant is little or not at all consumed by fishes or marine invertebrates, and thus does not constitute a replacement food, which makes its ecological impact even more severe. In areas that have been invaded most densely and for the longest time, a decline in the abundance of some fishes has been observed. Repercussions in terms of the economy and human activities have also begun to make themselves felt, with offshore fishing and diving beginning be affected in some areas. A major risk for the Mediterranean shallow water ecosystems Research on the progression of this seaweed and its impact has confirmed the fears of scientists who as long ago as 1990 alerted the authorities to the major risk that the invasion of this introduced species might represent for the biodiversity, ecological balance and commercial resources of all the shallow water areas in the Mediterranean. Eradication Although it was called for back in 1991, when it would still have been possible, the total eradication of Caulerpa taxifolia was not undertaken. Since the end of 1992, the surface area covered by the seaweed has become too extensive, and it is now known that it will not be possible to eliminate it altogether by chemical or physical means (manual extraction, aspiration, salt, copper, etc.). Some of these techniques are still being tested. They could be used to eliminate small isolated patches that are far enough away from the large colonized areas, and this has already been done successfully in some places. There have also been some promising results from biological studies (involving the use of slugs - molluscs - that feed exclusively on Caulerpa). GEMİ BALAST SULARI KONUSUNDAKİ ULUSLARARASI SÖZLEŞME
VE GELİŞMELER. Gemilerin Balast suları ve sediment ile taşınan zararlı sucul organizmaların kontrolü ve yönetimi konusunda yapılan diplomatik konferans , IMO'ya üye devletlerin anlaşmasıyla sonuçlanarak imzaya açılmıştır( 13 Şubat , 2004) . Bilindiği gibi, bu konudaki sözleşmenin temel metni deniz çevresi komitesi MEPC-49. dönem toplantısında nihai hale getirilmiştir. Sözleşme deniz çevresinin koruması konusunda devletlere yeni yük ve yükümlülükler getirdiğinden ülkemiz sularına balast sularıyla giren canlıların azaltılması için de bir kazançtır.Bununla birlikte,sözleşmenin uygulanması ülkemizi bir çok boyutuyla ilgilendirmektedir. Bunlar; deniz çevresinin korunması , sektörel ve idari boyutlar olarak sayılabilir. 22 madde ve 5 ekten oluşan sözleşmenin deniz çevresinin korunmasına yönelik önemli görülen kısımlarına ilişkin değerlendirmeler aşağıdadır. Sözleşmeye taraf ülkelerin uygulamaları 3 .maddede yer almakta olup , ülkelere bazı istisnalar tanınmaktadır. Bunlar , balast taşıma kapasitesi olmayan gemiler , kendi iç sularında olan gemiler , sınırdaş ülkelerin çevre , mal , insan sağlığı , can, mal ve kaynaklarına zarar verilmemesi halinde iç limanlar arasında çalışanlar ile ticari olmayan askeri gemileri kapsamaktadır. Sözleşmenin 5. maddesi Sediment ( Balast suyu içinde biriken , tortu , çamur) alım tesisleri bulundurma zorunluluğudur. Sözleşme en erken 2009 + olarak yürürlüğe girecekse de bu tür sediment alım tesisleri için bölgeler itibarıyla bir fizibilite çalışması yapılması / yaptırılması gelecekteki uygulamalar için önem taşıyacaktır. Diğer yandan , Sözleşme yakın zamanda yürürlüğe girmemesine karşın bir çok ülke konuyla ilgili çalışmalara başlamıştır. Bu nedenle , özellikle tanker yoğunluğu ve liman kapasiteleri dikkate alınarak Karadeniz'de Karadeniz Ereğlisi ,Marmara Denizi'nde Ambarlı ,Ege Denizi'nde Aliağa ve Akdeniz'de İskenderun limanlarında sediment alım tesisleri için fizibilite çalışmalarına başlanılması önerilmektedir. Diğer yandan , ülkemizde sintine alım tesisleri için sorunlar bulunmaktadır.Bu nedenle ,liman alım tesisleri yatırımları ve işletilmesi kuralları içine bu sedimentlerin alımı , taşınması ve bertaraf edilmesi( ağırlıkla zehir içerebilrler) için standarların oluşturulması için çevre bakanlığı ile işbirliği gerekmektedir. Sedimet alım tesislerinin yasal olarak kimin kuracağı ve işletileceği konusunda karar verildikten sonra bu tesisler mevcut alım tesislerinin yanında konuşlandırılabilir. Bu konudaki yatırımlar için proje karşılığı , örneğin Karadeniz için Karadeniz çevre programı ,Akdeniz için de Akdeniz eylem planı kapsamındaki fonlara başvurmak ilk aşamada en doğru yol olarak görülmektedir. Sözleşmenin 6. maddesi , teknik ve bilimsel araştırma ve izlemeyi içermektedir.Bu noktada , mevcut az sayıdaki çalışmanın artırılması için ULUSAL BALAST ÇALIŞMA KOMITESİ adıyla Denizcilik müsteşarlığının başkanlığında bir komitesin kurulması önerilmektedir. Komitenin çalışma esaları belirlenerek komiteye Çevre bakanlığı , Sahiller ve hudutlar , Sağlık bakanlığı , Tarım ve Köy işleri bakanlığı ,Gümrük idaresi , Bölge müdürlükleri , Trabzon , İstanbul , İzmir , İskenderun , Mersinde bulunan üniversitelerin ilgili birimleri ile varsa bu konuda çalışan diğer kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşan bir uzmanlar komitesi oluşturulmalıdır . Komite ilk olarak mevcut çalışmaları derlemeli , öncelikli araştırma alanları ve bunların MEPC 52. döneme sunulacak hale getirilmesine katkıda bulunmalıdır. Sözleşmenin ek B bölümünde balast suyu değişimi konusu
için derinlik ve kıyıdan başlayan uzaklık olarak iki yaklaşım bulunmaktadır.
Bunlar , en az 50 ve 200 mil uzaklıkları ile 200 m. derinlik kriterleridir.
Bir başka ifadeyle , ülkeler kendileri ve/ veya kıyıdaş ülkelerle işbirliği
halinde balast suyu değişim alanlarını/ yerlerini belirleyeceklerdir.
Bir çok ülke bu çalışmalara zaten başlamış bulunmaktadır.Bu konuda yukarıda
oluşturulacak ulusal komitenin bu alanların oluşturulmasında
da katkıda bulunması beklenebilir.Bu konuda Karadeniz ülkeleriyle Bükreş
konvansiyonu veya İstanbul komisyonu kapsamında ortak alanların belirlenmesi
faydalı olabilir. Kendi sularımızda ise en az Batı karadeniz ,Orta ve
Doğu Kardenizde uygun balast suyu değişim alanların oluşturulması gerekmektedir.
Aynı alanlar Marmara ,Ege ve Akdeniz için de planlanarak balast değişim
yerleri Denizcilik müsteşarlığı vasıtasıyla IMO'ya bildirilebilir. TÜDAV , bu konudaki çalışmalara devam etmekte olup , bilgi
ve tecrübelerini ilgilenenlerle her zaman olduğu gibi paylaşacaktır.
İSTANBUL LİMANLARINDA BALAST SUYU ÇALIŞMASI
Ballast Water Port Survey Sampling
Zeyport |
||||||
|
Bu sayfa ile ilgili tüm soru ve yorumlarınızı
admin@tudav.org adresine bekliyoruz.
|