![]() |
|
||||||
|
TANKER BALAST SULARI BÜTÜN DÜNYA DENİZLERİNİ TEHDİT EDİYOR Tanker balast suları, tankerlerin boşken
veya yüklüyken baş veya yan bölmelerine aldıkları deniz suyudur. Denizden
alınan bu su sayesinde yükün ve geminin dengesi sağlanır, yakıttan tasarruf
edilir. Dünyada her gün binlerce tanker, milyonlarca metreküp suyu bir
yerden bir yere taşır. İşte olan da bu sırada olur. İstenmeyen deniz canlılarıyla
denizlerde kirletici ve bakteriyel niteliğe sahip sular bir kıtadan veya
bir denizden diğerine boşaltılır. Bu yolla her gün 3000 deniz canlısının
bir bölgeden bir bölgeye taşındığı tahmin edilmektedir. Özellikle petrol taşıyan tankerlerin boyut
ve hacimleriyle orantılı olarak boşalttıkları bu sular son zamanlarda
denizcilik ve bilim dünyasında büyük tartışma ve ilgiye sebep oldu. Uzun
araştırmalardan sonra, tankerlerin balast sularının bir denizden veya
okyanustan diğer birine taşınmasının ekolojik yıkımlara neden olduğu kabul
edildi. Konuyu ele alan Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), 1997 yılı
Kasım ayında tanker balast suları konusunda bir karar yayınlayarak bütün
gemilerin balast suları ve planı ve bu suların analizinin zorunluluğu
ile liman devletine de balast sularının riskleri, kontrolü ve anlatılması
hususunda zorunluluk verdi. Bu karara göre liman memurları ve görevlileri
herhangi bir gemiyi, kendi limanlarına girdiğinde, balast sularının kökeni
ve analizi konusunda denetleyebilir. Bu yeni gelişme, Türk Boğazları'ndan geçen
50.000 geminin çevre risklerini dünyaya duyurmak açısından son derece
önemlidir ve çevre kanıtlarımızın her gün arttığının belirtisidir. Kaldı
ki Türkiye dahil bütün Karadeniz ülkeleri, tanker balast sularıyla Kuzey
Amerika'dan Karadeniz'e geçen ve asrın deniz vebası olarak bilinen taraklı
medüz (Mnemiopsis leidyi)'den olumsuz etkilenmiştir. Doğal düşmanı olmadığı
için Karadeniz'de hızla çoğalarak milyonlarca ton canlı kütleye ulaşan
bu taraklı medüz, ticari değeri olan hamsi, istavrit, palamut, torik ve
çaça gibi balıkların stoklarının azalmasına neden oldu. Bu yolla sadece
Türkiye'nin uğradığı kayıplar en az 400 milyon dolar olarak hesaplanıyor.
Bir başka örnek ise midye olarak bilinen Dreissena polymorpha türünün
deniz araçlarına yapışması sonucu oluşan milyonlarca dolarlık zarar. Yine
'Japon deniz yıldızı' olarak bilinen Asterias amurensis türünün Avustralya'daki
balık yataklarına verdiği zararlar tanker balast sularının denetimini
zorunlu kılan nedenler olarak sayılabilir. Bütün bunların dışında denizlerde zehirli özelliğe sahip tek hücreli canlıların tanker balast sularıyla bir yerden başka bir yere taşınması da mümkün. Zehirli özelliğe sahip bu tek hücreliler özellikle kabuklularda toplu ölümlere neden olmaktadırlar. 1997 yılından beri başta Amerika, Avustralya ve İngiltere gibi ülkeler tanker balast suları yoluyla yayılacak istenmeyen deniz canlılarını tespit etmek ve kontrol altına almak için limanlara gelen özellikle petrol tankerleri ile büyük yük gemilerine limanda denetim yapmaktadırlar. Yapılan bu denetimler sonucu tehlikeli olan veya kirlenmiş bölgelerden gelen gemiler için özel karantinalar uygulanmaktadır. Tanker balast sularının istenmeyen bu etkisi
için Türkiye açık bir tehdit altındadır. Çünkü, Atlantik ve Hint Okyanusu
yoluyla birçok gemi Türkiye sularına girerek Karadeniz'den petrol alır
veya Türk limanlarına bırakır. Bu nedenle, Türk sularında yapılacak petrol
taşımacılığı çarpışma ve yanma gibi risklerin yanında adeta bir anlamda
ekolojik sabotaj olarak nitelendirilebilecek canlılar nedeniyle de tehdit
altındadır. Türkiye limanlarına gelen tankerlerin balast suları zaman
geçirilmeden incelenmeye başlanmalı, tanker balast sularıyla ilgili ulusal
standartlar oluşturulmalı , bilgilendirme amaçlı yayınlar üretilmeli,
teknik bir uzmanlar grubu çalışmalıdır. Gemi Balast Sularının Kontrolü Projesi |
||||||
|
Bu sayfa ile ilgili tüm soru ve yorumlarınızı
admin@tudav.org adresine bekliyoruz.
|